• Close
  • Prev
  • Next
  • Şu zavallı varlığımızı sürdürmekten başka hedefimiz yok, salt ihtiyaçlarımızı gidermekle uğraşıyoruz, başka bir şey yaptığımız yok. İçimizin rahat ettiği zamanlardaki sakinlik, boyun eğişten geliyor. Böylelikle zindanlarının duvarlarına güzel resimler, iç açıcı manzaralar çizen mahkumlara benziyoruz. Bunları düşündükçe sanki aklım duruyor Wilhelm, kendi içime dönüyorum ve orada başka bir dünya buluyorum. Bu alemde, hayat ve hareketten çok, sezişler ve karanlık istekler var. Karşımda türlü türlü imgeler dolaşıyor. Ben ise gülümseyerek derin düşüncelere dalıyorum.

    - Goethe

    (Source: hepatrol)

    “işte o andan sonra, hapsedilmişlik konumumuza yeniden dönüyorduk, artık yalnızca geçmişimiz vardı ve aramızdan bazıları geleceği yaşamaya eğilimli olsa bile, hayal gücünün kendisine güvenenlerde açtığı yaraları görerek hemen, en azından ellerinden geldiğince çabuk, bundan vazgeçiyorlardı.”

    Bunlara son insanlar diyordu ve en büyük öfkesini onlara saklamıştı. Bunlar, meydan okuyucu ideallere sırtını dönmüş ancak bundan memnun olan kadın ve erkeklerdi. Var oluşları banaldı. Aşırı sevinç veya acıyı sınırlamak için ellerinden gelen her şeyi yapmışlardı. Endişeleri önemsiz ve narsistçeydi. Dolayısıyla hayatlarını tutuk bir sıradanlıkla yaşıyor, kendilerini mutlu olduklarına dair kandırıyorlardı. Bu modern dünyanın bir tanımı olabilir mi? Büyük şeyler için çabalama riskinden çekinen bir dünya. Daha yüksek değerlerden uzak duran ve sıradanlığı kucaklayan bir dünya. Son insanlar Nietsche’nin en büyük korkusuydu. Bir yıldıza bakarlar ve onun peşinden gitmek yerine sadece göz kırparlar. Akıl sağlığının yerinde olduğu son anlarında Nietsche’nin yüzleştiği kaos muhtemelen bizimkiydi. Sadece nasıl yaşamamız gerektiği değil, hayatın anlamının ne olduğu sorusu…

    (Source: hepatrol)

    “İyi başarılar ve güzel davranışlardan kâr payı çıktığı zaman, sahtekarlığın iyi ahlaka yeterince uygun olduğunu düşünüyorlar.”

    (Source: hepatrol)

    “Ama beş yıllık ömrü olan bir ampulü değiştirirken, ölmeden önce belki de en fazla on kere daha bu ampulü değiştirme şansınız olacağını fark edersiniz.

    Zaman akıp gidiyor. Eskisi kadar enerjik de değilsiniz. Ağırlaşmaya başladınız.

    Teslim olmaya başladınız.”

    (Source: hepatrol)

    “Hepimiz aynı televizyon programlarını izliyoruz” diyor dudak. “Radyoda aynı şeyleri duyuyoruz, birbirimize aynı şeyleri söylüyoruz. Hayatın hiç süprizi kalmadı. Hep aynı şeyler olup duruyor. Tekrarlar.”

    Deliğinin içindeki kırmızı dudaklar, “Hepimiz aynı televizyon programlarıyla büyüdük. Sanki hepimize aynı suni hafızadan takılmış. Çocukluğumuzla ilgili hiçbir şeyi hatırlamazken, komedi dizilerindeki ailelerin başına gelenlerin hepsini gayet iyi biliyoruz. Hepimizin belli başlı hedefleri aynı. Hepimizin korkuları aynı."diyor.

    Dudaklar, ”Gelecek parlak değil“ diyor.

    "Çok yakında aynı anda aynı şeyleri düşünmeye başlayacağız. Mükemmel bir uyum içinde olacağız. Senkronize. Birleşmiş. Eşit. Kati. Karıncalar gibi. Böcekler gibi. Koyunlar gibi.”

    Her şey bir diğerinin türevi.

    Bir göndermeyi yapılan bir gönderme yapılan bir gönderme.

    “İnsanlar sormaları gereken ‘Varoluşun temeli nedir?’ sorusunu sormuyorlar da, 'Bu nereden geliyor? diye soruyorlar.”

    (Source: hepatrol)

    Esasen tarihin sona erdiği veya ereceği iddası, yeni bir idda değildir. Fakat dünya özellikle 1950 sonrası birçok şeyin sonra erdiği iddalarına şahit oldu : İdeolojilerin sonu, devrimin sonu, öznenin sonu, toplumsalın sonu vs. Bu “son” arayışı dünyanın sonuna ilişkin dinî anlayışın laikleşmiş bir türevidir.

    (Source: hepatrol)

    Sadece kötü bir modda olduğumu düşünmüştüm, ama artık birkaç yıl oldu. Sanırım artık böyle biriyim.

    (Source: hepatrol)

    Akıl doğuştandır

    Aptallık öğrenilir.

    Bir rus atasözü.

    (Source: hepatrol)

    Mekanizma bir kanser Regina. İnsan kıyma makinesi gibi. Ruhu veya ideolojisi yok, yapabilecekleri sınırsız. Hayatta kalmaya çabalıyoruz ama bu sadece yarayı deşiyor. Bizimle oynuyor aşkım. Bizi küçük düşürüyor. Bazen tüm bu çabanın boşa olduğunu düşünüyorum. Çabalarımın sonucunu alamayacağım gibi geliyor ama duramıyorum Regina. Savaşmaya devam edeceğim. Seni kaybetmem gerekse bile. Döneceğim söz veriyorum. Yapabiliyorsan beni bekle. Olmuyorsa da seni sevdiğimi unutma.

    Brezilya tarihinin en büyük yolsuzluk operasyonunu gerçekleştiren komiser Marco Ruffo'nun karısı Regina'ya yazdığı mektup. Mekanizma olarak bahsettiği şey toplumun en alt kesiminden en üstüne, neredeyse tamamının bulaşmış/bulaşmakta olduğu yolsuzluklar. Kendisi bunları fragtallardan oluşan bir mekanizmaya benzetiyor. Bu güçlü mekanizmanın yenilemeyeceğini düşünüp pes etmeyi düşünürken “sen mekanizmadan kaçmak istiyorsun ama mekanizma seni bırakır mı?” sorusu kendisine savaşması için güç veriyor. Belkide dünya tarihinin en büyük yolsuzluk operasyonunu gerçekleştiren, devlet başkanlarını yargılatan bu adam için bile tam anlamıyla başardı diyemiyorsak, mekanizmanın gücünden korkmalı mıyız? Ondan kaçabilir miyiz?

    image

    (Source: hepatrol)

    Enable mobile theme
    On the Customize screen turn off the Use default mobile theme option under Advanced Options.


    Display avatar image
    Upload an image to the "Header Avatar" option, square images work best.


    Remove stash credit
    Remove the stash logo from your website by getting a Full License.


    More help & customization
    If you still need more check out our help section or the theme docs.